A. Kadir Bozkurt

A. Kadir Bozkurt

İki yayınlanmış romanı, dağcılık ve dalış üstüne yayınlanmış kitapları bulunan yazarın, yayınlanmak üzere yayıncısını arayan altı romanı daha vardır.

Üç ödüllü tiyatro oyunu bulunan, farklı şehir tiyatroları ve özel tiyatrolarda oyunları sahnelenen yazarın, yetişkinlere, gençlere ve çocuklara yönelik on altı tiyatro oyunu bulunmaktadır.

Üç ayrı sinema filmi senaryosu ödül kazanan, belgesel senaryoları TRT’de yayınlanan yazarın, çok sayıdaki sinema ve dizi film projesi yapımcısını aramaktadır.

Uzun yıllardır farklı dergilerde yazıları yayınlanan yazarın, Tiyatro Gazetesi ve Female Dergisi’ndeki aylık yazıları devam etmektedir.

"Her Zaman Yazar..."

1986 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite dönemi ve sonrasındaki birçok tiyatro oyununda, yönetmen ve oyuncu olarak çalıştı.
1988-1989 yıllarında, TRT Ankara Televizyonu’nda, ‘Acemiler İş Başında’ adındaki dizi film ve farklı belgesellerin yapımında yer aldı.
1990 yılında ‘Peri Kızı’ adındaki dizi filmde başrolde oynadı.
Çok yoğun olarak tiyatro ve televizyon projeleriyle uğraşırken, içsellikle yoğurduğu yazarlık çalışmalarına demlenme zamanı tanımaktaydı.
2007 yılında BİTİMSİZ YOL adındaki romanı Pentagram Yayınları tarafından basıldı.
2008 yılında KİBRİT KUTUSU adındaki romanı Pentagram Yayınları tarafından basıldı. 

2008 yılında GÜL KRALIM GÜL adındaki çocuk oyunu Kemer Belediye Tiyatrosu tarafından sahnelendi.
2010 yılında Nasuh Mahruki ile Yılmaz Sevgül’ün Everest 2010 Ekspedisyonu’nuna yazar olarak katıldı ve DÜNYANIN ZİRVESİNE TIRMANIŞ adındaki ‘Dağcılık/Belgesel’ kitabı 2011 yılında Alfa Yayınları’ndan çıktı.
 

  >>>

Bir memurun çocuğu olarak doğmak…
Bulgaristan doğumlu olan sarı saçlı, mavi gözlü babam; babasının kucağında Türkiye’ye kaçışları, annesinin ölümü, üvey anne, üvey kardeşler, annesinin akrabaları yanında geçen çocukluk günleri, okuduğu bir kitap sonrasında polis olmaya karar verişi, kısa süren bir İstanbul macerası sonrasında, 60’lı yılların başında, Suriye sınırına yakın bir Anadolu kasabasına tayin oluşu…
Bir aşiret ağasının tek kızı olan kara siyah saçlı kahverengi gözlü güzeller güzeli annem; ağababasının erken ölümü, ağalığın gücünün eline tutuşturulduğu annesi, ilkokulu bitirdikten sonra bir genç kız olduğu düşünülerek okulunun devamına izin verilmemesi…
Suriye yakınlarındaki kasabaya turneye gelen bir çadır tiyatrosu, ilk karşılaşma, 60’lı yılların başlarında bir romanın sayfalarını dolduracak kadar uzayan bir aşk öyküsü ve milyonlarca aday arasından, anımsayamadığım bir boğuşmayla memur çocuğu olarak “merhaba” diye dünyaya sesleniş…  

>>> 

2018 yılından 15. kez düzenlenen Tudem Edebiyat Ödülleri Yetişkinlere Yönelik Roman Yarışmasında ‘YAZARIN ÖLÜMÜ’ romanı dereceye girerek ödüllendirildi.

2015 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin; Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı dolayısıyla düzenlenen senaryo Yarışması’nda MENDİLİM KEKİK KOKUYOR adlı eseri birinci olarak ödüllendirildi.

2014 yılında Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma Ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği; ‘Ahi Evran Ve Ahilik’ Konulu, Ödüllü, Uluslararası Senaryo Eseri Yarışması’nda GÖÇ YOLU ANADOLU; Tiyatro Eseri Yarışması’nda YOL ATASI AHİ EVRAN adlı eserleri dereceye girerek ödüllendirildi. İki ödüllü proje de kitap haline getirildi.

2013 yılında Eskişehir Valiliğinin düzenlediği; Uluslararası Yunus Emre Konulu Yazarlık Yarışmasında ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM adlı tiyatro oyunu ile KILIÇ ARTIĞI ANADOLU adlı uzun metrajlı film senaryosu dereceye girerek ödüllendirildi.

2010 yılında ORMANIN CİNLERİ adındaki tiyatro oyunu ‘İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi’ kapsamında düzenlenen yarışmada dereceye girerek kitap haline getirildi. 

>>>

2015- Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı Uluslararası Senaryo Yarışması 1.’lik ödülü.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü’nün
2018-2 Sinema Destekleme Kurulu kararıyla desteklenmesi uygun bulunmuştur.

2019 yılında çekimlerine başlayacağımız uzun metrajlı sinema filmi ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ projesi bütün hızıyla devam ediyor. Tüm ayrıntılara ulaşmak için… >>>

TUDEM EDEBİYAT ÖDÜLLERİ

15. yılında ilk kez yetişkin edebiyatı alanında verilen Tudem Edebiyat Ödülleri’nde Yazarın Ölümü adlı dosyasıyla A. Kadir Bozkurt mansiyona değer görüldü.

144 başvurunun yapıldığı yarışmanın seçici kurulunda Feyza Hepçilingirler, Özcan Karabulut, Faruk Duman, Kemal Varol ve Hakan Bıçakcı yer aldı. Ödül kazananlara heykeltıraş Ozan Ünal’ın tasarladığı ödül heykelleri verildi.

Tudem Yayın Grubu’nun 34 yıllık yayıncılık birikiminin en değerli meyvelerinden biri olan Tudem Edebiyat Ödülleri, tarafsız duruşu, nitelikli eserleri ön plana çıkaran yapısıyla edebiyat dünyasının önemli referanslarından biri olma özelliği taşıyor.

2003 yılından bu yana Türkçe çocuk ve gençlik edebiyatına çağdaş ve özgün eserler kazandıran Tudem Edebiyat Ödülleri’nin bu yılki töreni ilk kez İzmir’de düzenlendi. Törene, yayıncılık ve edebiyat dünyasından isimlerin yanı sıra İzmir’in basın ve sanat camiası da yoğun ilgi gösterdi. Ödül töreninin ardından VIP Project Orkestrasının eğlenceli müzikleri ile devam eden gecede davetliler keyifli bir akşam geçirdi.

SİRKE TADINDA BÖĞÜRTLEN REÇELİ

20.11.2013 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenmeye başlayan ‘Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli’ adındaki tiyatro oyunu, 2018 yılında da seyircileriyle buluşmaya devam edecek. 

>>>

LİKYA YOLU

LİKYA YOLU
2018 yılında çekmeyi planladığımız uzun metrajlı sinema filmi ‘Likya Yolu’ projesi için yurtiçi ve yurtdışındaki yapımcılarla görüşmelerimiz devam ediyor.
>>>

BİLİNMEYEN TARİHİMİZ: CEHENNEM ADASI NARGİN

Yakın zamanda aramızdan okul arkadaşım İsmail Ragıp Geçmen ile Erol Erdem’in hazırladığı, benim senaryosunu yazdığım, Prof. Dr. Bingür SÖNMEZ’in sunuculuğunu yaptığı 45 dakika süreli “Bilinmeyen Tarihimiz: Cehennem Adası Nargin” adlı belgesel 17 şubat 2018, saat 21:30’da TRT-Belgesel Kanalında ilk kez yayınlanacaktır. Süresi 45 dakikadır. İlk gösterimini kaçıranların sonraki günlere tekrarını izlemesi de mümkün olacaktır.

>>>

AYIN KÖŞE YAZILARI

Tamamen Doluyuz…

Tek kişilik oyunlara, tiyatronun olmazsa olmazı sayılan ‘iki oyuncu-bir seyirci’ alışkanlığının dışına çıkıldığı için temkinli yaklaşılır. İkinci oyuncu olmadığından tiyatronun temel unsurlarından olan diyalog gerçekleşmez. Diyaloğun olmadığı yerde çatışma da yok sayılır. Ya Türk tiyatrosunun meddah geleneğinin üstadı sayılan Kavuklu Hamdi’den Cem Yılmaz’a uzanan ustalıklı anlatım becerileriyle derdinizi ortaya dökeceksiniz ya da ikinci oyuncuyu günümüz teknolojilerinin velinimetlerinden faydalanarak dolaylı olarak sahneye taşıyacaksınız.
Yüz yıla yaklaşan zaman diliminde, evdeki ya da işyerindeki telefonlar, başı sıkışan yazarların yardımına yetişiyordu. Son on yılın oyunlarında da akıllı cep telefonları tiyatro sahnelerindeki yerini aldı. Çok sık görsel efektlerle karşılaşmaya başladık. Sinemada oyuncunun yerini almaya başlayan teknoloji, yakın gelecekte tiyatro sahnesine de taşınacaktır.
Bu yazımız telefondaki sesleriyle tanıdığımız karakterlerin başrole oturduğu ‘Tamamen Doluyuz’ oyunuyla ilgili olacak. Siz oyunun afişinde ‘Tamamen Doluyuz’ yazdığına takılmadan, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Becky Mode’nin yazdığı, Lale Eren Dalsar’ın çevirisini yaptığı, Elif Erdal’ın sahneye taşıdığı ve Efe Erkekli’nin onlarca ünlü sesin arasında ‘one man show’ tarzındaki oyununu boş bir koltuk bulduğunuzda kaçırmayın derim. >>>

Ödüllü Roman; Yazarın Ölümü

Bu satırlarda gözleriniz dolanıyorsa, öyle ya da böyle okuma alışkanlığınız var demektir.
Türk insanı günün altı saatini televizyon izlemeye ayırıyor, günde ortalama üç saatini internete bağlı olarak geçiriyor ve geriye kalan zamanın yalnızca bir dakikasını kitap okumaya ayırıyor. Siz de hızlı bir okumayla yazının sonuna ulaşırsanız, ülkemizin okuma ortalamasını yakalamış olacaksınız. Bundan sonra okuyacağınız yazılar da rekor üstüne rekor olacak. Bu kadar zamanı resimlerin arasındaki yazılara ayırmak yerine dramatik kurgulu romanlar ya da öyküler okuyarak geçirirseniz tadından yenilmez elbette…
Aşkla ilgili kitapların çoğunlukla okunduğunu, kitap okuyanların %65’inin aşk üstüne yazılmış kitapları tercih ettiğini söyleyeyim. Aşkın yaşamımızdaki değeri fazlaca önemli olduğundan mı? Aşk ilişkilerinin genellikle elimize ayağımıza dolanmasından ya da çıkış yolu bulamamanın çaresizliğinden mi kaynaklanıyor yoksa? Kitap okurlarının çoğunluğunu kadınların oluşturması istatiksel verileri etkilemiş midir?
Türk siyasetinin durumu ortada ama aşk kitaplarından sonra okunan kitapların %24’ünü siyasi içerikli kitaplar oluşturuyor. Bu tür kitapların çoğunu da erkeklerin okuduğunu düşünmek yanlış olmaz.  >>>